Stockholm sendromu ve simbiyoz yaşam: Patty Hearst

 

Hearst, tutuklandığında mesleğini soran memura ‘urban guerilla’ cevabını verdi, Simbiyonez Özgürlük Ordusu adına banka soygununa katıldı, peki ya şimdi? Eski gerillalar bardak mı oldu yoksa gerçekten her şey kumpas mıydı?

 

Yıl 1975. Ve şimdi haberler…Bir yıldır FBI’ın en çok arananlar listesindeki Patty Hearst bugün tutuklandı.

730ea83a-1580-4a36-9a90-7c4e7dec8e01

Hearst için birçok sıfat kullanmak mümkün; Amerika’nın en büyük gazeteci zincirini oluşturan William Randolph Hearst’ün torunu olması sebebiyle bir “gazete varisi”, bu sıfattan kaynaklı ve muhtemelen bu sıfatın sonucu olarak “sosyete”, “oyuncu” ve bizi bu yazıda ilgilendiren kısmı ile “kaçırılma mağduru” ve hatta “banka soygunundan hüküm giymiş biri”, 2008′de hem yılın modeli hem de en iyi uluslararası model seçilen Lydia Hearst-Shaw’un “annesi.

sla_395Stockholm sendromunun önde gelen isimlerinden olmasının sebebi ise kendisini kaçıran “Simbiyonez Özgürlük Ordusu”nun (Symbionese Liberation Army//SLA) daha sonradan üyesi olmasından ve üyelerden biri ile yaşadığı aşktan ileri geliyor. Daha fazla bölük pörçük ayrıntıya girmeden önce açılışı, başlangıcında Patty Hearst ve SLA ile ilgili bir monologun olduğu Patti Smith’in 1974′te coverladığı “Hey Joe” ile yapmak istiyorum.

“Guerilla: The Taking of Patty Hearst” ya da diğer adıyla “Neverland: The Rise and Fall of the Symbionese Liberation Army” filmi adından da anlaşılacağı üzere SLA’yı Patty Hearst’ü kaçırmaları üzerinden anlatıyor. Filmin eleştirel olduğu ve tüm olayı bir Robin Hood hayranlığına bağlamasını (bkz: kurgu) bir kenarda tutarsak eğer başarılı bir yapım, çünkü içinde çok fazla gerçek arşiv görüntü bulunuyor.

SLA’nın yapısının nasıl oluştuğuna bakmak için birkaç kültürel referansta bulunmkata yarar var. Öncelikle çoğu 1945-1955 arası doğumlu dönemin gençlerinden oluşuyor, gerçekten Robin Hood ve devlet yapısına kafa tutan kahramanların filmleriyle büyümüş bir kesim. Berkeley ve Kent State Üniversite’lerindeki olaylar yaşanırken bilfiil ordalar. Onları bir araya getiren ise yine filmler oluyor. Uruguay’da solcu Tupamaro gerillaları ile hükümetin çatışmasını ele alan “State of Siege” adlı filmde devlet yetkililerinin nasıl esir alındığını görüyorlar. Ne de olsa film gerçek bir hikayeye dayanıyordu. Ve nedense şaşırmadım film Costa-Gavras’a ait. Bir diğer film ise Ömer Şerif’in oynadığı “Che!” filmi.

Tabii sadece izlediği iki filmle devrim yapmaya kalkan bir gruptan bahsetmiyoruz. Dönemin içinde bulunduğu siyasi çalkantıya bir de Nixon’ın yeninden seçilmesi eklenince bu durum neredeyse bardağı taşıran son damla oluyor.

 

Örgüte dair Anti Copyright sitesinde şöyle didaktik bir bilgi mevcut:

Kaliforniya, Berkeley’de kurulan Simbiyonez Kurtuluş Ordusu (Symbionese Liberation Army / SLA) adını biyolojideki simbiyoz (ortak yaşam) teriminden alıyor. Örgütün manifestosunda “Simbiyonez, simbiyoz kelimesinden alınmıştır ve birbirine benzemeyen beden ve organizmaların bütünün çıkarlarını gözeterek derin bir uyum ve ortaklıkla yaşaması anlamına gelir” denmişti. Örgüt, Sri Lanka kültürüne ait olan yedi başlı kobra yılanını da kendine amblem olarak kullanmıştı. Yılandaki her bir baş birlik, kendi kaderini tayin, kolektif çalışma ve sorumluluk, işbirliği ekonomisi, amaç, yaratıcılık ve inanç gibi yedi temel ilkeyi temsil ediyordu.

SLA’nın ilk eylemi siyahi okul müdürü Marcus Foster’ı öldürmek oluyor. Fakat görünen o ki, SLA bir bütün olarak Foster’ı öldürme kararında hem fikir değilmiş. Foster’ı faşist olduğu gerekçesiyle öldürüp gazetelere eylemlerinin bilgisini geçmeleri ile SLA artık herkes tarafından tanınan bir örgüt halini alıyor.

article-2526407-001C0E9500000258-718_634x573
Zaten ardından da Patty Hearst’ü kaçırmaları geliyor. 4 Şubat 1974′te Patty, nişanlısı Steven Weed ile kaldığı Berkeley’deki dairesinden kaçırılıyor. Weed daha sonra dayak yemiş bir şekilde verdiği demeçte örgüt üyelerinin kaçırma esnasında hiçbir şey söylemediği ve hatta kendi aralarında da hiç konuşmadığını söylüyor.

Bu arada iki SLA üyesi arabalarında örgüt dokümanı ve silahlarla bulunuyor ve hapse gönderiliyor. SLA Patty ile iki elemanı takas etmek istiyor ama olmuyor. Derken SLA’ya sürekli yakıştırılan Robin Hood imajı pekişiyor ve SLA San Francisco’daki açların doyurulması için 4 milyon dolar değerinde gıda yardımı talep ediyor. Baba Hearst önce bunun mantık sınırlarını aştığı minvalinde beyanat verse de akabinde Patty’den gelen ses kaydı üzerine anlaşmayı kabul ediyor. Yiyecek dağıtılıyor ama koordinasyon eksikliği bu olayı da bir felakete çeviriyor.

SLA, Hearst ailesine saldırmasının sebebini ise sahip oldukları gazeteler yoluyla askeri diktanın propagandasını yapmaları ile açıklıyor.

Bu arada Patty’nin gerçekten bir “kaçırılma kurbanı” mı yoksa orada kendi iradesiyle kalan bir gerilla mı olduğu arasındaki çigi gittikçe muğlaklaşmaya başlıyor. Ailesine gönderdiği ses kayıtları “Mom, Dad..” diye başlarken bir anda “Greetings to the people, This is Tania” şeklinde başlamaya başladı. Patty, Tania adı ile SLA’ya katıldığını söylüyordu.

15 Nisan 1974′te ise -4 Şubat’ta kaçırıldığını ve aslında kaçırılmasının 13. gününde SLA’nın sahip olduğu ideolojisi savunmasını da hatırlarsak bu geçişin çok kısa bir süre içinde gerçekleştiği gözler önündedir- Patty bir banka soygununa katılır. Konuyla ilgili birçok versiyon mevcut. İşin ironik yanı Patty’nin çok yakın arkadaşlarından biri olan Patricia Tobin’in ailesi, Patty’nin soyduğu bankanın kurucusu.

Konuya dönecek olursak, görüntülerde gayet aktif gözüken Patty, tutuklandığı zaman verdiği ifadede uzun süren kötü esaret koşullarından sonra kendinde olmadığını ve başka bir üyenin kendisine sadece adını söylemesi ve başka hiçbir şey yapmaması konusunda uyarıda bulunduğunu söyledi. Bazı kaynaklar ise Patty’nin soygun öncesinde LSD verildiğini yazdı. Sonuç olarak Patty örgütün saklanmak için kullandığı evlerinden birine döndüğünde kendisine bir banka soygununa karıştığı ve hatta adam öldürdüğü söylenmiş.

Soygunun videosuna bakınca Patty’nin söylediklerinin doğru olma olasılığı var, çünkü kısa saçlı kadın sürekli Patty’ye göz kulak oluyor gibi. Bunun yanı sıra Patty “Neden kaçıp eve dönmedin, bunun için onca şansın vardı” diyenlere de bu olayla ilgili sürekli FBI’ın peşinde olduğunu söylediklerini ve o yüzden kaçamadığını söylüyor.

Hearst bir röportajında örgüt üyesi Willie Wolf ile aralarında Stockholm sendromuna konu olacak tarzda, Wolf’un kendisine önce tecavüz ettiğini sonrasında ilişkilerinin baştan çıkarma ve romantizme dönüşüp dönüşmediğini soran NBC muhabiri Dennis Murphy’ye tokat gibi bir cevap veriyor: “Tecavüze uğramış birisi için bu olayın, daha sonra baştan çıkarma ve bir aşk ilişkisine dönüşeceğini ileri sürmek bence küçük düşürücü ve acımsızca.”

SLA Los Angeles’a gidiyor ve büyük bir çatışmaya giriyor. Evin her yeri sarılıyor ve sonunda beş üye evi ateşe verip ölüyor. San Francisco’ya dönen örgüte yeni bir lider geliyor (Bill aka “Teko”) ve örgüt ard arda bir sürü bombalama gerçekleştiriyor. Crocker Bankası’nı soyarken de Myrna Opsahl’ı vurmaları örgütün kendi içinde de yaptıklarının ne kadar yanlış olduğu yönünde tartışmaları başlatıyor. Opshal’ın 28 Nisan 1975′te vurulmasının üzerinden 28 yıl geçmişken davanın tekrar açılmasıyla soygunda bulunan dört üyesi 8,7,6 ve 6 yıl hapis cezası aldı.

 

fbiposter

18 Eylül 1975′te Patty iki SLA üyesi ile birlikte tutuklandı. Cezaevine getirildiğinde mesleğini soran görevliye “urban guerilla” dedi. Patty banka soygunundan 35 yıl hapse mahkum edildi. Fakat Nixon’ın cezasını indirmesiyle Şubat 1979′da serbest kaldı. 20 Ocak 2001′de dönemin başkanı Bill Clinton’ın, son görev gününde çıkardığı genel afla Patty’nin cezası tamamen kalktı.

Bu arada bir yastık altı bilgisi vermek istiyorum. Clinton görevinin son gününde 140 kişi için af çıkardı. Bu sayı size yüksek gelebilir fakat rekor, 12 Aralık 1972′de görev süresinin bitimine çok az bir süre kalmışken sadece bir günde 204 kişi için af çıkaran Richard Nixon’ın elinde.

SLA’ya dönecek olursak James Kilgore 26 Nisan 2004′te patlayıcı bulundurmak ve pasaportta sahtecilik yüzünden 54 ay hapse mahkum edilerek federal kovuşturmaya maruz kalan SLA’nın son üyesi oldu. 10 Mayıs 2009′da serbest bırakılan Kilgore aynı zamanda serbest bırakılan son SLA üyesi oldu.

Kurucu üye Joseph Remiro ise muhtemelen hala hapiste.

Patty gibi bir malzeme mevzu bahis olunca tabii sadece yukarıda bahsettiğim filmle kalmıyor olay. “Patty Hearst – 1988” ve YouTube üzerinden izleyebileceğiniz “The Ordeal of Patty Hearst” de konuya dair fikir sahibi olmanızı sağlıyor. Bunlara ek olarak bir de “Patty Hearst: The New Musical” mevcut. Patti Smith göndermesini yukarıda zaten paylaşmıştım sizinle.

Patty hakkında yapılan işler bir kenara bir de kendisinin oyuncu olarak kariyerini merak edenler John Waters’ın birkaç filmine bakabilir. Aşağıdaki videoda jüriye dikkat, misal.

Fakat son döndemde Patty’yi sürekli jet sosyete haberlerinde ya da model kızı ile katıldığı partilerde ne yaptığı ile okuyoruz. Sanırım yazıyı yılların komedyeni Lily Tomlin’in Patty ile ilgili bir skeçiyle bitirmek sanırım yanlış olmazdı ama YouTube amca izin vermedi. Belki görseli bir fikir verebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir