Caza dair şiirsel bir yaklaşım: Hediye Güven

1999’dan bu yana birçok grupla çalışan ve Yıldız İbrahimova’nın caz dersleri ile başladığı kariyerinde çok sağlam adımlarla ilerleyen Hediye Güven’in albümü ‘Yengeç’ sonunda raflardaki yerini aldı, sıra 6 Aralık’ta Hayal Kahvesi’ndeki lansman konserinde…

Çok inandığınız bir proje hayata geçtiğinde ilk tepkiniz genelde nutkunuzun tutulması olur ya hani, Hediye Güven’in albümü çıktığında bana da olan bunun ta kendisiydi. İstiklal Caddesi’nde yürürken bir dükkandan onun sesi yükseldiğindeki hissiyatım ise tarifsizdi.

Hediye’nin şarkılarıyla tam dört yıl önce tanıştım, ardından da kendisi ile. Uzun ve çok keyifli bir röportaj yapmıştık o zaman. Hediye’yi tanıyanlar onunla herhangi bir röportaj yapılamayacağını bilir. Röportajdaki bazı sorular şu şekildeydi hatta: ‘Hangi kitaptan kim olmak isterdin ve o kahraman olarak bütün gün hangi şarkıyı söylemek isterdin’, ‘Hangi kitabın müziklerini yapmak isterdin’ ya da ‘Bu aralar hangi şarkıyı duyunca işini gücünü bırakıp bütün kelebeklerini uçuruyorsun?’

Dört yıl boyunca Hediye’nin geçirdiği evrime, şarkılarının bu evrime nasıl eşlik ettiğine ve Hediye’nin bitmek tükenmek bilmeyen enerjisine şahit oldum. Şimdi de bütün bu sürecin meyvesi olan ‘Yengeç’i elimizde tutuyoruz. Hem İngilizce hem de Türkçe şarkılardan oluşan albümde 10 şarkı bulunuyor. Albümün kapanış şarkısı olan ve babası ile düet yaptığı için bambaşka bir yeri olan ‘Çalın Davulları’ adlı türkü dışında bütün söz ve müziklerde Hediye Güven imzası var. Bu arada albümün öncesinde de Hediye hatırı sayılır işlere imza atmıştı. ‘Siyah Sandıklarım’ adlı şarkısı üç yıl kadar önce tüm dünyada Lola’s World Records etiketi ile yayınlanan ‘Swing Style Vol.2’de yer almıştı. Bütün bu süre zarfında da Hediye konserlerini hiç kaçırmayan kalabalık bir kemik kitle oluşturmuştu bile.

Hediye albümün oluşum sürecinde sadece söz ve müzik boyutunda katılm göstermedi; aynı zamanda albümün tüm sürecinde birfiil masada oturarak kapak tasarımından şu günlerde yayımlanacak olan ilk kliplerinin yapımcılığına kadar katkı sundu. We Play’den çıkan albümün kapağı da Hediye kadar egzantrik, Elif Müftüoğlu tarafından isteyen için siyah isteyen için kırmızı şeklinde tasarlanmış. Fotoğraflar ise Frederic Lezmi’nin eseri.

Şuna değinmeden olmaz; ‘Yengeç’ tabii ki dört yıllık bir çalışmanın eseri değil. Hediye’nin müzik kariyeri epey gerilere gidiyor. Onun hikayesi Avustralya’da başladı. Müzisyen bir babanın sahne ve yıldız tozuyla büyüyen Hediye 1999’dan beri birçok grupla çalıştı. Hatta 2001’de kurdukları Playground ile 2002 Roxy Müzik Günleri’nde birinci oldular.

ODTÜ’de birinci sınıftayken Yıldız İbrahimova’nın caz dersleri vereceğine dair ilanı görmesi ile gelişiyor bütün süreç. Hediye seçmelerde Extreme’den ‘More Than Words’ü söyler. İbrahimova’dan aldığı dersin ardından mezun olunca doğup büyüdüğü Avustralya’ya döner. TAFE Collage’a gider, müzik ve şan dersleri yapıldığı sırada koridorda oturup kendi kendisine ses açarken bir öğretim görevlisi ile karşılaşır. Kısa bir diyaloğun ardından kendisini öğretim görevlisinin odasında ‘Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun’u söylerken bulur. O anı anlatırken Hediye şunun altını çizer: ‘Yıldız Hoca’nın öğrettiği her şeyi kullanarak çok da samimi söyledim.’ Kayıtları kaçırmış olsa da bazı derslere girer ve çeşitlenerek devam eden müzik eğitimine yeni bir boyut katar.

Caza dair yorumu şiirsel olarak anılan ve satır aralarında Jeanette Winterson, Amy Tan ya da Arundhati Roy’a rastlayabileceğiniz Hediye Güven’in lansman konserini kaçırmak istemiyorsanız 6 Aralık akşamınızı boş bırakın derim.

Bir cevap yazın