Düşüvermek, Atlamayı yenerse…

on

Bizim kuşağı yakan dezenformasyon oldu. İleride birgün bizim kuşaktan sağlam bir göstergebilimci ya da benzeri bir şey çıkarsa kitabının ilk cümlesi bu olsun derim. Bunu söylememin sebebi de en çok bilinenin ortada olan olması, asıl literatüre geçenin ise sadece meraklılarının ilgisine mazhar olması.

Konumuz “Düşmek” ama önce biraz gökyüzünün mavisinden çalalım. Yaklaşık iki yıl önce Barış Yarsel Yves Klein’ı anlattığı yazısında şöyle demişti:

“Yeryüzündeki en popüler şarkılardan biri olan ve popüler kültür tarihinde önemli bir yer edinmiş çalışmanın nakaratı “Nel blu dipinto di blu“, serbest çeviriyle “Tümüyle maviye boyanmış, masmaviye” demektedir.

Gypsy Kings yorumunu ayrıca çok beğendiğimiz şarkı aslında bu sözlerle, kimse pek bilmese de, “Klein mavisi“ni dünya tarihine kazandıran ünlü Fransız ressam, Neo-DaDa’cılardan Yves Klein’a gönderme yapar. Hatta şarkı tümüyle Yves Klein için yazılmıştır.

Peki “Yves Klein mavisi”ne gönderme yapan ve ilk dizesinde maviye boyanmış bir dünyadan bahseden şarkının adı neden Volare (Düşmek) olmuştur.

Cevap yine ayrıntıda gizli. Yves Klein henüz küçük bir çocukken arkadaşlarıyla yeryüzünü “paylaşırken” gökyüzünü ve havayı, yani boşluğu seçmiştir.

Bu seçimin çocukça bir karar değil de tüm sanat anlayışını belirlediğini, Yves Klein’in yıllar sonra, Paris’in arka sokaklarından birinde, eski bir apartmandan kendisini boşluğa bırakmasıyla anlıyoruz.”

Le_Saut_Dans_le_Vide
Düşmek deyince de bir kısmımızın aklına ilk bu kare gelir. Kendini boşluğa bırakan bir adam. Sizi üzmek istemem ama bu fotoğraf benim nazarımda kendisine atfedildiği kadar cesaret kokmaz çünkü bu Harry Shunk imzalı bir fotomontajdır. Klein’ın üzerine atladığı tente son ketrede kaldırılmıştır.

Bu kare ilk kez sanatçının 27 Kasım 1960’ta sadece bir kereye mahsus yayımladığı dört sayfalık pazar ekleri formatında basılan, sanatçıların eserlerinin barındığı bir dökümanda yer aldı. Dimanche (Pazar – Sadece bir günlük gazette) aynı gün sabah 11.00 sularında Klein’in Rive Droite Galerisi’nde düzenlediği basın toplantısında basına dağıtıldı ve sadece bir günlüğüne gazete standlarında arz-ı endam etti. Ama kavramsal sanatın bir örneği olan bu döküman çoğu zaman sadece “bu fotoğrafın ilk kez yayımlandığı neşriyat” olarak anıldı.

Dimanche
Bu arada hemen bir mola verip Klein’ın bütün sanatçı kişiliğini bu kareden ayrı tutmak istediğimi belirtirim. Ha keza Klein’ın performansındaki boyama teknikleri dudak uçuklatır.

Fakat konumuza dönmek gerekirse Klein’ın tek derdi NASA’nın aya düzenlediği seferlerin ne kadar kibirli ve ahmakça olduğunu göstermektir. Klein resmen kafa tutmaktadır ve ona göre bu fotoğraf yardım almadan aya yolculuk yapabileceğinin bir taahhütüdür.

Hem kurgu olması hem de hizmet ettiği amaç yüzünden ben oyumu bu kareden yana kullanamıyorum. Ama size fotoğraf kitaplarına girmiş ve bakanın bir süre gözünü alamadığı bir kareyi anlatmaktan keyif alacağım.

Yıllardan 1942, I. Russel Sorgi Buffalo Courier Express için çalışan bir muhabir. Gazeteye Genesee Oteli’nde bir sorun yaşandığının istihbaratı geliyor. Sorgi kamerasını kaptığı gibi Genesee Otel’e gidiyor. Sekiz katlı binanın çatısında 35 yaşında bir dul. Ve kimsenin beklemediği eli kulağında bir intihar.

genesee
Sorgi o anı şöyle anlatmış: “Kameramı aldım ve kadının duraksadığını hissedince bir iki kare çektim. Sonra aceleyle yeni bir film taktım. Yeni bir kare için hazır olduğum anda kadın kalabalığa el salladı ve kendini aşağı bıraktı. Çığlıklar ve bağırışmalar arasında vücudu düşüverdi. Kendimi toparladım, ikinci ya da üçüncü katı geçmesini bekledim ve çektim.”

Kadının önce sadece bir leke olarak gözüktüğü fotoğrafa dikkatlice bakarsanız kahve dükkanında olan bitenden habersiz adamın dışarıyı seyrettiğini, bir çiftin de otelin girişinde lafladığını göreceksiniz. Hayat bir yandan olanca normalliğiyle akarken, bir yandan da yere “düşüveren” bir kadını içinde taşıyor. Bu ayrıntıları yüzünden bu karenin bendeki yeri bambaşkadır. Phaidon’un The Photo Book kitabında yeri olduğu için de nazarımda fotoğraf tarihinin meşru bir karesidir.

Dediğim gibi dezenformasyon çağında yaşıyoruz. Kaç tane intihar, ceset ya da işkence fotoğrafı gördüğümüzü biz bile unuttuk. Ama işte neredeyse 70 yıl öncesinden çıkıp gelen bir kare “düşüverme”nin anlamını hatırlamamıza yetiyor da artıyor.

Tabii bu kadar düşmek demişken sıçramanın ustası Philippe Halsman’a selam çakmadan olmaz. Ünlü ressam Salvador Dali’nin zıplarken bir portresini çekmiştir. Bu kare için yapılabilecek en iyi şey matematiksel konuşmak olacaktır. Yıllardan 1948, 26 deneme, 5 saatlik çekim, 4 kez zıplayan bir Dali, havaya fırlatılan 3 kedi, Halsman’ın eşinin havada tuttuğu 1 sandalye. Karşınızda “Dali Atomicus” Burada gördüğünüz kopyanın kadrajına da dikkat ederseniz size göz kırptığını farkedeceksiniz.

Bir cevap yazın