Gün Ahayol

Gün Ahayol

Bana baktı ve “Günah ayol!” dedi. Anlamadım. Sanırım anlamamam normaldi. Daha beşinci yaşımın ilk yarısındaydım ve yaşıma özgü bir alıklıkla, sanki cümlesi devam edecek ve ben ne demek istediğini anlayacakmışım gibi baktım ona. Bir kahkaha koparıp anneme döndü....
Olmamış olma ihtimalinin olmaması

Olmamış olma ihtimalinin olmaması

Kediyi ensesinden o kadar sıkmışım ki, fark ettiğim anda elimi çektim. Kedi önce öksürdü ya da tıksırdı da diyebiliriz, ardından rahat bir nefes aldı. O nefes alırken benim de içimden bir güvercin havalandı. Ama herhangi bir güvercin değil, Ömer Seyfettin’in...
Daha doğru, daha aşınmış

Daha doğru, daha aşınmış

Balkonun kapısı açık olduğu için hala bağırdığını duyabiliyordum. Aslında mevzu bahis kedi yavrusu olunca “bağırmak” değil de “yüksek sesle miyavlamak” fiili sanırım “daha doğru” olur. Muhtemelen annesini kaybetmişti ya da annesi onu kaybetmişti. Susmak bilmiyordu....
Eksik Eşik

Eksik Eşik

Bizim evin eşiği yok. Bizim ev derken de sanırım önce doğası sürekli değişen “Biz”in ne olduğunu anlatmam gerek. Burada bahsi geçen “biz” eşimden ve benden oluşuyor. Şu kısa ömrü hayatımda var olmuş nice “biz”lerden biri; ailem. Ama...
Soğan doğradığın çıplak eller

Soğan doğradığın çıplak eller

Koşar adım gitti, çünkü söylenenin aksine yürüyerek sakin sakin dönmek istiyordu. Eve dönüp yastıkları dişlemek yerine sinirlerine hakim olmak istiyordu. ‘Gerek var mı?’ sorusunun tüm olumsuz cevaplarında özne olarak yer alan tek bir insan vardı hayatında, o da onunla...